Tüm Açıklamalar Basın Açıklaması

Konya’dan Yükselen Çığlık: Karacadağ Sadece Bir Dağ Değildir

Konya’dan Yükselen Çığlık: Karacadağ Sadece Bir Dağ Değildir

Konya’nın Karapınar, Ereğli ve Emirgazi ilçeleri arasında bulunan Karacadağ’da yürütülen maden çalışmalarına sert tepki gösteren Karacadağ Koruma Platformu, “5,5 milyon yıllık volkanik kütle Karacadağ, bugün tarihinin en kritik çevre mücadelesine sahne oluyor. Türkiye’nin en az yağış alan, kuraklık ve rüzgâr erozyonuyla mücadele eden bölgesinde yürütülen maden sondaj çalışmaları; su kaynaklarını, tarım alanlarını, tarihi mirası ve bölgenin jeolojik dengesini doğrudan tehdit ediyor” ifadelerine yer verdi.

Yazılı olarak yapılan açıklamada, “Meke Gölü’nden Mennek Kalesi’ne, yeraltı şehirlerinden su kaynaklarına kadar eşsiz bir ekosisteme ev sahipliği yapan Karacadağ, maden arama faaliyetleri ve arkasında bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle ekokırım tehlikesiyle karşı karşıya” uyarısı yapıldı.

Karacadağ Koruma Platformu tarafından yapılan ve Türkiye Çevre Platformu(TÜRÇEP) ile İç Anadolu Çevre Platformu(İÇAÇEP) destek verdikleri basın açıklamasında, ekokırım tehlikesine dikkat çekildi.

Makineler Sessizce Geldi, Geride Kimyasal Atıklar Kaldı

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Maden arama çalışması, Karacadağ’ın Yeşilyurt Mahallesi sınırlarındaki Ovacık mevkiinde başladı. Yaklaşık 200 hektarlık bir alanda arama yapılacağı belirtiliyor. 5 Ağustos 2024 ihalesi sonrası Esan Eczacıbaşı adına yüklenici Ortadoğu Sondaj tarafından 12 Eylül 2026’da Yeşilyurt-Ovacık’a makineler getirildi ve sondaj kuruldu. Bir pınar 2,5 metre derinleştirilerek sondaja su bağlandı. 22 Eylül 2026’da Karapınar Kaymakamlığı’nda “bilgilendirme toplantısı” yapıldı; ancak halk sürece katılmadı, yeterince bilgilendirilmedi. Maden araması 23 Eylül tarihinde başladı. Makineler kırıldı. Laboratuvar sonuçları bekleniyor; çalışmalar devam edebilir. Sondaj, 500-650 metreye kadar çıkabilen eğimli karotlu sondajdır. Bentonit/polimer gibi sondaj çamurları suyu ve toprağı kirletebilir. Şirket altın arandığını açıkça söylemese de yöntem altın aramaya işaret etmektedir.”

“7 Adet Kimyasal Atık Havuzu Geride Bırakıldı”

Açıklamada, sondaj çalışmaları sırasında şirket, Ovacık’ta 7 adet kimyasal atık havuzunu geride bıraktığını hatırlatarak, “Ayrıca sondajda kullanılan borular ve kimyasallar, kaynak suyunun yakınındaki toprakta, yerin altında bırakılmıştır. Bu atıklar; yeraltı suyuna karışma, toprağı kirletme ve kaynak sularını zehirleme riski taşımaktadır. Bölge halkının içme suyu ve hayvancılıkta kullandığı su kaynakları doğrudan tehdit altındadır. Bu kirlilik, bugün temizlenmezse gelecek kuşaklara zehirli bir miras olarak kalacaktır” denildi.

“Tarihin Üzerinde Matkap: Yeraltı Şehirlerinin Yanı Başında, Mennek Kalesi’nin Altında”

Maden arama sondajları, bölgenin tarihi ve kültürel mirasının tam kalbinde yapıldığının belirtildiği açıklamada, “Sondaj alanı; Akören-Oymali Yeraltı Şehirleri’ne çok yakın bir bölgede, Mennek Kalesi’nin hemen altında yer almaktadır. Bölgede 17’si çıkarılmış, tahminen 33 yeraltı şehri bulunmaktadır. Thebessa, Hyde ve Dağören antik kentleri, Karacadağ/Yeşilyurt yeraltı şehri (SİT alanı) ve daha birçok mağara bu coğrafyadadır. Sondaj makineleri, binlerce yıllık bu mirasın üzerinde çalışmaktadır. Yer altına yapılan her müdahale, bu tarihi yapıları geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip edebilir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na rağmen, SİT alanı yakınında maden araması yapılması kabul edilemez” diye belirtildi.

“Tehlike Çanları: Su, Toprak ve Hayat Tehdit Altında”

Bu çalışmanın, Karacadağ’ın suyunu, Ovacık Gölü’nü, sulak alanlarını, meralarını, tarımını, hayvancılığını, endemik canlıları ve insan sağlığını tehdit ettiğinin belirtildiği açıklamada,

“Karapınar, Türkiye’nin en az yağış alan bölgesidir. Konya’da metrekareye yılda sadece 250 mm yağış düşer; bu, Türkiye ortalamasının çok altındadır. Bölge zaten kuraklıkla boğuşmaktadır. Ovacık Yaylası, bu kurak coğrafyada hem doğal yaşamı hem de bazı köylerin su ihtiyacını karşılayan nadir su kaynaklarından biridir. Karapınar ayrıca Türkiye’de rüzgâr erozyonunun en yoğun yaşandığı yerdir. Sondaj ve kazı toprağı çıplak bırakır; toz fırtınaları, obruk ve deprem riski artar. Bu su kaynağı yok olursa bölge geri dönüşü olmayan bir çölleşmeye sürüklenir” ifade edildi.

Yerin Altında Büyüyen Tehdit

Açıklamanın devamında şu ifadeler dikkat çekti:

“Karapınar ve çevresi, Türkiye’de obruk oluşumunun en yoğun yaşandığı bölgelerden biridir. Obruklar, yer altındaki boşlukların tavanının çökmesiyle aniden oluşan büyük çukurlardır. Bölgede obruk oluşumunun temel nedeni, yer altı su seviyesinin aşırı çekilmesi ve zayıf kayaç yapısıdır. Karacadağ Volkanik Kompleksi’nin çevresindeki fay hatları ve radyal kırıklar, yer altı suyunun hareket ettiği kanalları oluşturur. Maden arama sondajları sırasında bu su seviyesi daha da düşürülürse, yer altındaki boşlukların tavanı desteksiz kalır ve obruk oluşumu hızlanır. Son yıllarda Karapınar’da obruk sayısı hızla artmış, tarım alanları ve yerleşim yerleri tehdit altına girmiştir. Maden araması bu gidişatı daha da kötüleştirecektir.

“Uyanan Faylar: Deprem Riski Kapıda”

Karapınar grabeni, aktif fay hatlarıyla çevrilidir. Seyithacı ve Nasuhpınarı fayları bunların en bilinenleridir. Ayrıca Başaran, Merdivenli, Sekizli ve Hotamış fay zonları da bölgede orta büyüklükte deprem üretebilecek yapılar olarak tanımlanmaktadır. Karacadağ volkanik masifi ise radyal kırıklarla parçalanmış durumdadır. Bu kırıklar, volkanik yapının zayıf noktalarıdır. Maden arama sırasında yapılan sondajlar, patlatmalar ve ağır makine çalışmaları bu kırıkları derinleştirebilir, fay hatları üzerindeki gerilimi artırabilir. Bu da deprem riskini büyütür. Volkanik bölgelerde yapılan her müdahale, yer altındaki dengeleri bozarak hem deprem hem de obruk riskini tetikleyebilir.

“Ekokırım: Doğanın ve İnsanın Yok Oluşu”

Ekokırım (ecocide), uluslararası hukukta doğanın ve insan yaşamının kitlesel ölçekte tahrip edilmesi anlamına gelen bir suçtur. Karacadağ’da uygulanmak istenen maden arama ve olası işletme modeli, tam da böyle bir ekokırım riskini taşımaktadır. Çünkü:

  • Su kaynakları yok edilecek, bölge çölleşecek.
  • Toprak zehirlenecek, tarım ve hayvancılık bitecek.
  • Endemik bitki ve hayvan türleri yok olacak.
  • Göçmen kuşların konaklama noktaları tahrip olacak.
  • Obruklar ve depremler artacak, insanların can güvenliği tehdit altına girecek.
  • Yeraltı şehirleri ve Mennek Kalesi gibi binlerce yıllık tarihi miras zarar görecek.
  • 7 kimyasal atık havuzu ve toprak altına bırakılan borular/kimyasallar suyu ve toprağı zehirleyecek.
  • Geri dönüşü olmayan bir ekolojik yıkım yaşanacak.

Bu tablo, sadece bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da yok edecektir. Karacadağ’da maden aramasına izin verilmesi, bölgenin ekokırım sahasına dönüşmesine göz yummak anlamına gelir.

“Jeopark mı, Maden mi? İşte Büyük Çelişki”

Bir yandan Karacadağ’ın UNESCO Jeopark sürecinde korunacağı söyleniyor. Diğer yandan aynı yerde maden araması yapılıyor. Bu kabul edilemez. Koruma kâğıt üzerinde değil, sahada olmalıdır.

“Halk Sorulmadı, Karar Çoktan Verildi”

Karacadağ hepimizin yaşam alanıdır. Böyle bir karar halka sorulmalıydı. Sorulmadı, bilgilendirme yapılmadı. Anayasa’nın 56. maddesi sağlıklı çevrede yaşama hakkı veriyor. 2863 ve 2873 sayılı kanunlar da koruma gerektiriyor.

“17 Ekim 2026 Cumartesi: Halkımızı Basın Açıklamasına Bekliyoruz”

Karacadağı Koruma Platformu olarak, 17 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 14:30’da Karapınar Anıt Meydanı’nda halkın katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştireceğiz. Karacadağ’ın geleceği hepimizin geleceğidir. Tüm halkımızı, Karacadağ’a sahip çıkmaya ve bu açıklamaya katılmaya davet ediyoruz.

“Taleplerimiz: Yaşam İçin, Gelecek İçin”

  • Maden arama çalışmalarının her çeşidine karşıyız.
  • Karacadağ maden işletmeciliğine tamamen kapatılsın.
  • Geride bırakılan 7 kimyasal atık havuzu ve toprak altındaki borular/kimyasallar derhal temizlensin.
  • Eğer Karacadağ’da yeterli rezerv bulunursa veya bundan sonra yeni maden faaliyetleri yapılmak istenirse, bunlara da karşıyız. Karacadağ’da hiçbir maden faaliyetine izin verilmeyecektir.
  • UNESCO Jeopark süreci Karacadağ’ı merkeze alacak şekilde şeffaf ve katılımcı yürütülsün.
  • 2863, 2873 ve Anayasa’nın 56. maddesi gereği koruma statüleri hemen uygulansın.”